29 Ocak 2007

"O" an

30 Kasım 2006

tohumunda var bunların

Ulan herifler habire fuck! fuck! diye bağırır filmlerde bizimkilerde onu lanet! lanet! diye çevirirler.
Meğerse mevzu karışıkmış.. anlatmak istenen şey farklıymış.. bi mesaj varmış bu kelimede lann!

İngiltere tarihinin en kanli ve dramatik zamanlarindan birinde bi Kral yaşarmış(adı önemli diil topu aynı bunların). Veba, savaslar ve buna benzer sebeplerle ülkenin nüfusu nerdeyse yari yariya düsmüs. Zaten ülke hapisanelerinde çok sayida serseri, hirsiz, katil vs .. ve çok sayida fahise oldugunuda düşününce kral ülkesinin geleceginden ciddi biçimde endiselenmeye baslamiş. Odasında bunları düşünürken aklına çılgınca bişey geliyo; Fornication Under Control of the King.(Kralın gözetiminde zina yapmak)

Fornication
Under
Control of the
King

Trinnkk! Kralın kafada ampul çakıyo. Kalemini masaya fırlatıyo.. yanındaki adamına dönüyo:
-"FUCK!"
Adam şaşırıyo tabii. ilk defa duyduğu bi kelime..
-"Özür dilerim anlamadım Lordum"
-"Lan anlamıcak bişey yok. Derhal adamlarına haber ver.hapisanelerde nekadar hırsız,katil,serseri varsa hepsini toplayın, bi okadarda fahişe,başıboş,kimsesiz kadın bulun. Bunları biraraya getirin. Ve nüfus artisini saglayabilmek amaciyla benim kontrolümde çiftlesmeler organize edin.
Sonraları bu kelime günümüze kadar geliyo...
Ulan çiftleşmeler organize etme kısmına takıldım şimdi.düşünsene herif hapis hayatı sürüyo zaten. enaz 10 yatarı var. kral adamını gönderiyo. yanındada bi hatun. eleman tanıştırıyo bunları: "Howard bu Caroline.. Caroline bu Howard.. Arkadaşlar 10 dakkanız var. Kralında kesin emri var. gözünüzü seviim. İşinizi bitirin çıkalım. Hee Caroline daha 4 kapı yapıcaz ona göre.." Bumudur yani:D

Şimdiki en kibar tabiriyle çöpçatanlık yapmış gavat kral:)
Ee hal böyle oluncada sizin anlayacaginiz Ingiliz halkinin yarisi oros.. :D

28 Kasım 2006

16 Kasım 2006

ITU2006 ANTALYA Otel odalarımızın son hali

Room 310 Taner-Hakan


Room 308 Ali-Fufu

Room 309 Lewo-Necmi


Room 306 İlhan-Taro

Kurgu:Taner
Senaryo&GörselEfekt:Taro

14 Eylül 2006

Plüton bizimdir...



Bir zamanlar Güneş Sistemi’nin en uzak gezegeni Plüton artık sıradan bir göktaşı. Küçük gezegensi göktaşları sınıfa konan Plüton’a bir de sıra numarası verildi. Asteroid denen gezegensi göktaşlarından sorumlu Minor Planet Center, Plüton için 134340 sayısını uygun gördü.
(NTV-MSNBC 13 Eylül 2006 Çarşamba)

Evet. Yukarıda yazan haber tamamen doğru.Bilim adamları böyle bi karar almışlar kendi aralarında, Plütonu gezegenlik statüsünden çıkarmışlar.
Hey gidi heyy! Bi zamanlar sayacak 9 gezegenimiz vardı. Hepte en sona O kalırdı. Dokuzuncu parmağımızdı. Kendisine aslında gezegen olmadığı bile söylendi bazen. 246 yıllık yörüngesinde kendi halinde yaşadı. Yıllarca dışlanmış bi gezegen olarak kaldı.
Peki biz ne yaptık tüm bunlara rağmen. Hiçbişey. Ve şimdi kalkıp "Sen gezegen değilsin" diyoruz herife. Ne demek şimdi bu? Bugüne kadar ne yamuğu olmuş sana bu gezegenin? Sen adama yıllarca gezegen muamelesi yap, "çocuklar bu plüton. sistemimizin dokuzuncu ve son gezegeni" diye müfredatında bi güzel işle, ondan sonra kalkıp de ki "bu varya, aslında gezegen değil göktaşıdır". Yok yaa! Adamlara bak lan. Kendi kafalarına göre gezegen belirliyolar. Nerden bileyim bundan sonra bulunacak olan gökcisminin gerçekten gezegen olduğunu? "Ulan yoksa Güneş Sisteminde kadrolaşma mı var" diye düşünmez mi insan?
Belki de bu plüton mevzusuda Minor Planet Center'deki bi iç çekişmeden kaynaklanıyodur.
Şimdi 76 yıldır hayatımızda olan Plüton'u unutmamız bekleniyor bizden. Hayır unutmuyoruz. Bence gezegenlerin en delikanlısı plütondur. Ve daima gezegen kalacaktır!

09 Eylül 2006

Kadınlar diyor ki! Erkekleri neden severiz?



1. Çünkü güçlü kollarında kendimizi güvende hissediyoruz.2. Çünkü bizden farklılar.3. Çünkü hepimiz birer mazosistiz bize acı çektiren seyler hosumuza gidiyor.4. Çünkü banyodan ıslak ve bellerine sarılı bir havluyla çıktıklarında çok seksiler.5. Çünkü bokser'ları onlara çok yakışıyor.6. Çünkü yapılı vücutlarına,adelelerine asla karşı koyamıyoruz.7. Çünkü akşam yemeği için yaptıkları sadece omlet olsada bu büyük bir ustalıkmıs gibi gurur duyuyorlar.8. Çünkü öpüşürken gözlerimizi açıp baktığımızda o "aşk sarhoşu bakışını" paylaştığımızı görüyoruz.10. Çünkü arabamız,televizyonumuz veya müzik setimiz bozulduğunda "ben hallederim" edasıyla tamir etmeye çalışıyorlar.11. Çünkü saçımızla oynadıklarında nasıl bu ! kadar yumuşak olduğuna inanamadıklarını söylüyorlar.12. Çünkü bize,ilk defa bizi önemsediklerini açıklerken utanıp sıkılıyorlar.13. Çünkü seks yapmadan hemen önce bizi incitmemesi için saatlerini çıkartıyorlar.14. Çünkü bir şeye konsantre olduklarında alınlarında minik bir çukur oluşuyor.15. Çünkü yaramazlık yapmış küçük bir çoçuk gibi gözümüzün içine endişeyle bakıp biz gülene kadar öyle kalıyorlar.16. Çünkü alışverişten nefret etseler bile bizimle gelip çantalarımızı taşıyorlar.17. Çünkü göğüslerimize büyülenmiş ve hipnotize olmuş gibi bakıyorlar.18. Çünkü tişörtlerini veya kazaklarını bizden farklı olarak,boğaz kısmından tutarak çıkarıyorlar ve bu onları daha seksi yapıyor. 25. Çünkü bizi dizlerine oturttukları zaman "ağır mıyım?" diye sorduğumuzda "HAYIRRRR" diyorlar =)26. Çünkü yeni traş olmuş,yumuşak ve mis kokan yüzlerine dokunmak müthiş bir duygu.27. Çünkü kalabalık bir ortamda,bizi korumak veya yol göstermek için,ellerini nazikçe sırtımıza koyuyorlar.29. Çünkü traş köpüğü içindeki yüzleri çok tatlı.32. Çünkü kirli sakal onlara çok yakışıyor.33. Çünkü hava buz gibi olduğunda üşüdüğümüzü söylediğimiz zaman,üstlerindeki montu vermekten çekinmiyorlar.34. Çünkü gitmek istediğimizde yaramaz çocuklar gibi bacaklarımıza yapışıp,gitmemize izin vermiyorlar.35. Çünkü ! suçlu olduklarını yüzlerine vurduğumuzda bunu kabul edip pis bir gülümseme takınıyorlar.36. Çünkü en önemli olay için bile hazırlanmaları sadece 3 dakika sürüyor.37. Çünkü söylediğimiz bir sözü anlayamadıklarında en tatlı ses tonlarıyla "Efendim canım?" diyorlar.38. Çünkü erkek arkadaşlarıyla çene yarıştırdıkları halde,bizi yemeğe çağırırken dilleri tutuluyor!!!40. Çünkü gün içinde ne kadar sert olsalarda uyurken bir bebeğe dönüyorlar.41. Çünkü kız arkadaşlarımızla olan sorunlarımızı çözmeye çalışıyor ama işin içinden çıkamıyorlar.44. Çünkü sabah uyandıklarında kısık sesli,saçları dağılmış ve gözleri şiş oluyor.46. Çünkü onlarda bizi seviyor!!!!!!!...

"iyiki erkeğim" dedirtecek detaylar

*Arkanızdan fazla kişi konuşmaz; konuşsa bile aldırmazsınız.
*Yalnız yaşıyorsanız annenizin sizi ziyaret etmesi arifesi hariç evinizi asla toplamayabilirsiniz.
*Tüm tamirciler size gerçeği söyler, doru fiyatı teklif eder ve pazarlığa daha açıktırlar.
*En yakın arkadaşınızla saatlerce oturup "Benden hoşlanıyor olmalı" şeklinde düşünmeden maç seyredebilirsiniz.
*Sevgilinizin sizden ayrılmaya çalıştığını ima ettiği cümleleri asla yanlış anlamazsınız.
*Mekanik aletleri diğer cinsten daha kolay kullanır, onları yönetirsiniz.
*Arkadaşınızın yeni saç biçiminizi fark etmesi sizi pek ilgilendirmez.
*Clint Eastwood'a hayran olduğunuz için ona benzemek istemezsiniz ya da benzemek için kilo verme gereği duymazsınız.
*Asla bir önceki benzin istasyonunun çalışanlarını beğenmediğiniz için diğerine 20 km yol almazsınız.
*Bir içecek şişesini açmanın en az 20 farklı yolunu bilirsiniz.
*Gri saç ve kırışıklıklar karizma katar.
*Bir atışta 400 milyon sperm ile 1 denemede dünya nüfusunu ikiye katlayabilirsiniz - en azından teorik olarak.
*Uzaktan kumanda sadece ve sadece sizindir.
*Siz insanlarla konuşurken asla gögüslerinize bakmazlar.
*Kolayca prezervatif alabilirsiniz. (Eczacı sizi çıplak olarak hayal etmez)
*Banyoya gidip makyaj tazelemenize gerek yoktur.
*Eğer bir arkadaşınızı arayacağım deyip aramazsanız o arkadaşlarınıza sizin değiştiğinizi söylemez.
*Bir gün uyandığınızda pis, yaşlı bir adam olduğunuzu fark edeceksiniz.
*Her durumu "s..tir et" diyerek rasyonalize edebilirsiniz.
*Geğirmek normal bir şeydir. Bunun zevkine varabilir ve hatta iyi geğiriyorsanız bu olay arkadaşlarınız tarafından saygı ile karşılanabilir.
*Normal dışı bir durum hariç estetik ameliyata ihtiyaç duymazsınız.
*Mekanik bir dalgamatik çalışmadığında onu yumruklayıp fırlatabilir, bundan zevk alabilirsiniz.
*Porno filmler tam sizin istediğiniz gibi tasarlanmıştır.
*Herkesin doğum günü yada yılbaşlarını hatırlamak zorunda değilsinizdir.
*Arkadaşlarınız asla size "Ee, değişik bir şey fark ettin mi" şeklinde tuzaklar kurmazlar.

four brothers

12 Ağustos 2006

minibüs sendromu

istanbulda yine sıcak bir yaz sabahı. saat 9-10 arası birşey. herzamanki gibi evden çıkıp işe gitmek için yola çıkıyorum. minibüse biniyorum. minibüs boş, en arkada oturan abla hariç. şoförün (yani aslında kaptan diyoruz biz ona) yanına kadar gidip "kaptan şurdan bi edirnekapı alırmısın" diyip ücreti uzatıyorum. sanki adama ikram ediyoruz parayı anasını satiim. ne kadar yalan bi cümle olduğunu her seferinde farkediyorum. neyse paranın üstünü bekliyorum. aldıktan sonra rahatça oturuyorum CAMkenarına! fazla değil 1-2 dakika sonra arkamdan omzuma bi el dokunuyor. "şurdanda bi topkapı verirmisin"... sanki beni beklemiş gibi geliyo birden. sanki yerine oturmuş "parayıda önüme oturan birine uzatır üstünüde çatır çatır alırım" düşüncesine sahip abla. neyse ben bunları 1saniye içinde kafamın içinde sorgularken o el birdaha dokunuyor omzuma "şunu uzatırmısın". bianda "şimdi benim o parayı alıp şoföre uzatmam imkansız, önümdede kimse yok elden ele yapiim. illa ki ayağa kalkıp şoförün yanına kadar gidip parayı uzatmam+bide üstünü beklemem falan... ohooo" diye düşünüyorum. ablaya dönüp hafif bozuk bi ifadeyle "ayağa kalkıp ben mi vereyim!" diyorum. abla bozuluyo tabi. kalkıyo ayağa gidiyo paşa paşa şoförün yanına, vermesi gerekeni verip alması gerekeni alıyo oturuyo aşşaa sonra. kaptanda kıskıs gülüyo tabi bu duruma.
neyse edirnekapıda iniyorum seyrantepe minibüsüne biniyorum busefer. CAM kenarı dolu:( bi amca oturmuş.halbuki diğer koltuklar bomboş.neden illa orası diye kızıyorum.bende hemen bi arkasındaki koltuğa oturuyorum. yalnız bu hattaki minibüslerin genelinde bi havasızlık hakimdir. oyüzden mümkün olduğunca pencere ve cam kenarlarına yakın oturmaya gayret ediyorum her sabah. herneyse minibüs halıcıoğlundan sonra dolmaya başlıyo. minibüste dışardan hava almamızı sağlayacak hiçbir oluşum yok. bütün pencereler kapalı. e böyle oluncada içerdeki O2 miktarı hızla düşmeye başlıyo tabi doğal olarak. bi yerden sonra bu dayanılmaz boyutlara geliyor ki buna birde sarımsak,soğan ve ter gibi faktörlerde eklenince ibre iyice zorlanmaya başlıyo. sonra önümdeki amcaya hiçbişey demeden, uzanıp sürgülü pencereyi kendime doğru çekmek için kulubundan tutmak üzereyken amca elimi tutuyor ve "napıyosun rüzgar çarpıyo bana ben bilerek kapattım" gibi bişey söylüyor. "amca" diyorum "içerisi" diyorum "havasız" diyorum. banamısın demiyo. ulan yawşak benmi otur dedim sana oraya. rüzgar çarpıyorsa git arkaya otur. alla allah.. diğer insanlarda hallerinden memnunlar sanki. koyun gibi gidiyoruz minibüste... isyan yok abi... isyan...

10 Ağustos 2006