istanbulda yine sıcak bir yaz sabahı. saat 9-10 arası birşey. herzamanki gibi evden çıkıp işe gitmek için yola çıkıyorum. minibüse biniyorum. minibüs boş, en arkada oturan abla hariç. şoförün (yani aslında kaptan diyoruz biz ona) yanına kadar gidip "kaptan şurdan bi edirnekapı alırmısın" diyip ücreti uzatıyorum. sanki adama ikram ediyoruz parayı anasını satiim. ne kadar yalan bi cümle olduğunu her seferinde farkediyorum. neyse paranın üstünü bekliyorum. aldıktan sonra rahatça oturuyorum CAMkenarına! fazla değil 1-2 dakika sonra arkamdan omzuma bi el dokunuyor. "şurdanda bi topkapı verirmisin"... sanki beni beklemiş gibi geliyo birden. sanki yerine oturmuş "parayıda önüme oturan birine uzatır üstünüde çatır çatır alırım" düşüncesine sahip abla. neyse ben bunları 1saniye içinde kafamın içinde sorgularken o el birdaha dokunuyor omzuma "şunu uzatırmısın". bianda "şimdi benim o parayı alıp şoföre uzatmam imkansız, önümdede kimse yok elden ele yapiim. illa ki ayağa kalkıp şoförün yanına kadar gidip parayı uzatmam+bide üstünü beklemem falan... ohooo" diye düşünüyorum. ablaya dönüp hafif bozuk bi ifadeyle "ayağa kalkıp ben mi vereyim!" diyorum. abla bozuluyo tabi. kalkıyo ayağa gidiyo paşa paşa şoförün yanına, vermesi gerekeni verip alması gerekeni alıyo oturuyo aşşaa sonra. kaptanda kıskıs gülüyo tabi bu duruma.
neyse edirnekapıda iniyorum seyrantepe minibüsüne biniyorum busefer. CAM kenarı dolu:( bi amca oturmuş.halbuki diğer koltuklar bomboş.neden illa orası diye kızıyorum.bende hemen bi arkasındaki koltuğa oturuyorum. yalnız bu hattaki minibüslerin genelinde bi havasızlık hakimdir. oyüzden mümkün olduğunca pencere ve cam kenarlarına yakın oturmaya gayret ediyorum her sabah. herneyse minibüs halıcıoğlundan sonra dolmaya başlıyo. minibüste dışardan hava almamızı sağlayacak hiçbir oluşum yok. bütün pencereler kapalı. e böyle oluncada içerdeki O2 miktarı hızla düşmeye başlıyo tabi doğal olarak. bi yerden sonra bu dayanılmaz boyutlara geliyor ki buna birde sarımsak,soğan ve ter gibi faktörlerde eklenince ibre iyice zorlanmaya başlıyo. sonra önümdeki amcaya hiçbişey demeden, uzanıp sürgülü pencereyi kendime doğru çekmek için kulubundan tutmak üzereyken amca elimi tutuyor ve "napıyosun rüzgar çarpıyo bana ben bilerek kapattım" gibi bişey söylüyor. "amca" diyorum "içerisi" diyorum "havasız" diyorum. banamısın demiyo. ulan yawşak benmi otur dedim sana oraya. rüzgar çarpıyorsa git arkaya otur. alla allah.. diğer insanlarda hallerinden memnunlar sanki. koyun gibi gidiyoruz minibüste... isyan yok abi... isyan...
3 yorum:
bu bende rahatsızlık haline geldi artık yapacak birşey yok valla.
mücadeleme sonuna kadar devam edicem:D
wanttobebutterfly duruyo mu?
Yorum Gönder